Categories: eğitim

Tetiği Çeken Sadece O Çocuk mu? Okullarımız Ne Kadar Güvenli?

Okullarda yaşanan bir güvenlik sorunu asla sadece o anın değil, öncesinde göz ardı edilmiş pek çok tehlike sinyalinin sonucudur. Yalnızca geçtiğimiz ay İstanbul Çekmeköy’de Biyoloji Öğretmeni Fatma Nur Çelik’i hayattan koparan cinayet ve hemen ardından Şanlıurfa Siverek’te 10’u öğrenci 16 kişinin yaralandığı silahlı saldırı, bu sinyallerin nasıl duymazdan gelindiğinin en acı kanıtı oldu.

Medyada Yer Bulamayan Şiddet ve Öğretmenlerin Haklı İsyanı Okullarımızın kana bulanması, gencecik öğrencilerin ve meslektaşlarımızın can güvenliğinin kalmaması maalesef medyada yeterince ses getirmedi. Ana haber bültenlerinde hızla geçiştirilen, toplumsal tepkisi son derece cılız kalan bu olaylar karşısında yalnız bırakılan yine eğitimciler oldu. Bugün okullarımızda sendikaların çağrısıyla öğretmenler iş bırakma eyleminde. Bu eylem sadece bir tepki değil; “can güvenliğimiz sağlanmadan nitelikli bir eğitim veremeyiz” diyen eğitimcilerin yükselttikleri haklı bir çığlıktır.

Tesadüf Olmayan Detay: Meslek Liseleri Gerçeği Bu olaylara dair üzerine kafa yorulması gereken çok kritik ve acı bir detay var: Her iki olay da (Siverek Ahmet Koyuncu MTAL ve Çekmeköy Taşdelen Borsa İstanbul MTAL) Mesleki ve Teknik Anadolu Liselerinde yaşandı. Bu bir tesadüf mü? Kesinlikle hayır.

12 yıllık zorunlu eğitim sistemiyle birlikte; akademik hedefleri olmayan, davranış ve aidiyet sorunları yaşayan ergenlik çağındaki gençlerin büyük bir kısmı, gerekli psikososyal altyapı ve güvenlik önlemleri sağlanmadan maalesef bu okullara yığılıyor. Meslek liselerimiz, ülkenin geleceğini inşa edecek nitelikli elemanlar yetiştiren prestijli kurumlar olmak yerine, sistemin “akademik olarak elediği” gençleri mecburen depoladığı alanlara dönüştürüldüğünde, şiddetin merkezi haline gelebiliyor.

İhmaller Zinciri: “Geliyorum” Diyen Facialar

  • Siverek Ahmet Koyuncu MTAL Saldırısı: 19 yaşındaki saldırganın olaydan önce sosyal medya üzerinden okula ve öğretmenlere yönelik tehdit içerikli paylaşımlar yaptığı, okul yönetiminin ise bu durumu önceden Emniyet birimlerine bildirdiği iddia edildi.

  • Çekmeköy Taşdelen Borsa İstanbul MTAL Cinayeti: Katil zanlısı öğrencinin şiddet içeriklerine takıntılı olduğu ve çevresine niyetini belli ettiği bizzat iddianameye yansıdı.

Tetiği Çeken Sadece O Çocuk mu? 

Bir çocuk eline silah veya bıçak alıp okul koridoruna girdiğinde, aslında o tetiği çeken veya o bıçağı sallayan sadece o çocuğun kendisi değildir. “Bu çocuğu bu noktaya kim, ne getirdi?” sorusunu sormadan atılacak her idari adım sadece günü kurtarmaktır. Bu şiddet olaylarını gerçekleştiren çocukların geçmişine dönüp baktığımızda neleri eksik yaptık? Aile nerede sorumluluğunu, sevgiyi ve takibi bıraktı? Kimin hatası var? Okul iklimi o çocuğu ne zaman sistemin dışına itti? Toplum, medya veya dijital dünya o zihni nasıl zehirledi? Bu çocuk ihtiyacı olan desteği neden alamadı?

Sadece faili cezalandırıp dosyayı kapatamayız. Her bir şiddet vakasının ardından devletin tüm ilgili kurumlarıyla geriye dönük, tavizsiz bir sosyolojik ve psikolojik “kök neden analizi” yapılmalıdır. Ortaya çıkan bu veriler ışığında, sivrisinekleri öldürmekle uğraşmayı bırakıp bataklığı kurutacak, aileyi ve tüm eğitim ekosistemini kapsayan daha büyük çaplı, ulusal Genişletilmiş Eylem Planları ivedilikle hazırlanmalıdır.

Bu Olayların Engellenmesi İçin Neler Yapılmalı?

Sadece kınamak veya okulların kapısında geçici güvenlik önlemleri almak yetmez. Türkiye’nin sosyolojik gerçekleri ve mevcut bürokrasisi dikkate alındığında, bu faciaları önleyecek kalıcı ve somut adımlar derhal atılmalıdır:

  • Zorunlu Eğitimin Esnetilmesi ve MESEM Revizyonu: Lisenin zorunlu olmasıyla birlikte, akademik eğitime ilgisi olmayan ve disiplin sorunları yaşayan gençler okullarda hapsolmakta; bu durum ciddi bir akran zorbalığı ve şiddet sarmalı yaratmaktadır. Çözüm olarak akademik hayata uyum sağlayamayan riskli profiller için rehabilitasyon odaklı açık lise alternatifleri sunulmalıdır. Ayrıca, Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) sadece bir “ucuz işgücü” projesi olmaktan çıkarılıp “sosyal rehabilitasyon” modeline dönüştürülmelidir. Öfke problemi olan bir genç, dört duvar arasına hapsedilmek yerine; kendisine sadece “usta” değil “mentor” da olabilecek pedagojik formasyon almış zanaatkarların yanına çırak olarak verilmelidir. Lise çağındaki bir genç için kendi emeğiyle üretmek ve usta-çırak ahlakıyla yoğrulmak en güçlü rehabilitasyondur.

  • PDR Norm Kadrolarının İyileştirilmesi ve Erken Tespit: Dürtü kontrolünün ve bilişsel ağların henüz tam oturmadığı ergenlik evresinde, mevcut sistemde bir rehber öğretmene 750 ila 1000 arasında öğrenci düşmektedir. Bu oran, uzmanların arka sıralarda sessizce öfke biriktiren veya evinde şiddet gören “saatli bomba” niteliğindeki çocukları erken tespit etmesini imkansız kılmaktadır. PDR servisleri akademik başarı ve sınav koçluğu ofisleri olmaktan çıkarılıp, “duygusal gelişim, öfke kontrolü ve risk analizi” merkezlerine dönüştürülmeli; norm kadrolar acilen uluslararası standartlara (maksimum 250 öğrenciye 1 uzman) çekilmelidir.

  • Risk Odaklı ve Zorunlu Aile Eğitimleri: Okullarda açılan eğitimlere genellikle zaten bilinçli veliler katılmakta, asıl ulaşılması gereken “riskli” veya “ilgisiz” aileler bu süreçten kaçmaktadır. PDR servislerinin oluşturacağı risk haritaları doğrultusunda, şiddet eğilimi gösteren çocukların ailelerine genel geçer ebeveynlik eğitimleri değil; “Ergenlikte Öfke Kontrolü”, “Madde Bağımlılığı Farkındalığı” ve “Dijital Şiddet” gibi spesifik modüller zorunlu olarak tanımlanmalıdır.

  • MEB ve ASDEP Entegrasyonu: Milli Eğitim Bakanlığı ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı arasında kurulacak dijital bir entegrasyonla, şiddete meyilli çocukların aileleri vakit kaybetmeden ASDEP şemsiyesi altına alınmalıdır. Okulda PDR uzmanı çocukla görüşürken, ASDEP personeli eş zamanlı olarak eve ulaşmalı; aileyi ihtiyaç duyduğu devlet desteklerinden yararlandırmalıdır. Ortak havuza yüklenecek “Sosyal İnceleme Raporu” ile süreç iki kurum tarafından kesintisiz takip edilmelidir.

Toplum ve medya bu olaylara gözlerini kapatsa da, biz eğitimciler bu işin takipçisi olacağız. Sadece fiziki güvenlik önlemleriyle değil; sosyolojisiyle, ruh sağlığı politikalarıyla ve caydırıcı yasalarla kuşatılmış okullar yaratmak zorundayız. Okullarımızdaki güvenlik protokollerinin tavizsiz bir devlet politikasına dönüşmesini ve meslektaşlarımın ve öğrencilerimizin can güvenliğinin eksiksiz sağlanmasını temenni ediyorum.

admin

Son Yazılar

LGS Deneme Netleri Neden Artmıyor? Yanlışları Doğru Okumak

LGS sürecinin ilerlediği bu aylarda veli görüşmelerimde en çok duyduğum cümlelerden biri şu oluyor: "Çocuğum…

3 gün ago

LGS 2026 Yabancı Liselerin Taban Puanları

LGS 2026 Okul Araştırmasını Neden Sınav Sonrasına Bırakmamalısınız? Çocuklarımız 14 Haziran’da gerçekleşecek olan büyük sınava…

2 hafta ago

Yapay Zeka Çağında Okullar Çocukları Geleceğe Nasıl Hazırlamalı?

Bugün ortaokul, lise sıralarında oturan öğrenciler 2040 yılında iş hayatında olacak.  Peki, onları nasıl bir…

3 hafta ago

QS 2026’ya Göre Veri Bilimi ve Yapay Zeka Eğitiminde Dünyanın En İyi Üniversiteleri

Geleceğin dünyasını şekillendiren veri bilimi ve yapay zeka alanlarında eğitim almak, günümüzde pek çok öğrencinin…

3 hafta ago

Yeşim Kirman Kimdir? Çalışma Alanları Nelerdir?

Karmaşık sınav sistemleri, sürekli değişen eğitim dinamikleri ve sayısız okul seçeneği arasında yorulduğunuzu biliyorum. Çocuğunuzun…

3 hafta ago

LGS 2026 Liseleri Tanıyalım Semineri 18 Nisan 2026

LGS 2026 hazırlıkları büyük bir hızla devam ediyor.  Hazırlık süreci kadar liseleri detaylıca tanımak da…

3 hafta ago