Dünyada Eğitim Okul

PISA Sonuçları Bize Ne Anlatıyor?

pisa-sonuclari-bize-ne-anlatiyorPISA 2015 sonuçları geçtiğimiz günlerde açıklandı. Açıklandığı günlerde medyada ve eğitim camiasında çokça konuşuldu. Genellikle sıralamaların ve puan ortalamalarının verildiği haberler gündemdeydi, peki ya sonrası? Sonuçları ne derece detaylı inceledik? Buradan çıkarımlarda bulunduk mu? Etki alanımızda elimizden geldiğince neler yaptık? Tüm bu soruları aklımdan geçirerek, açıklanan raporlardan önemli gördüğüm bölümleri ve tespitlerimi sizlerle paylaşmak istedim.

OECD tarafından finanse edilen PISA, 3 yılda bir yapılan, örgün öğretime kayıtlı 15 yaşındaki öğrencilerin temel bilgi ve becerilerini ölçerek dünya genelinde uygulanan eğitim sistemlerini değerlendirmeyi amaçlayan bir araştırmadır. Ülke sonuçlarının diğer ülke sonuçlarıyla karşılaştırılması, eğitim sisteminin güçlü ve zayıf yanlarının tespiti ve eğitim düzeyinin yükseltilmesine yönelik stratejilerin belirlenmesi için PISA sonuçları çok önemli bir veri kaynağıdır.

2015 yılında 72 ülkeden, 540000′ e yakın öğrencinin katılımıyla gerçekleşen PISA’da öğrenciler, Fen, Matematik, Okuma, İşbirlikçi Problem Çözme  alanlarında sorularla karşılaştılar. Puan sıralamaları incelendiğinde Singapur’un tüm alanlarda birinci olduğunu ve Japonya, Estonya, Finlandiya ve Kanada’nın en başarılı 4 ülke olduğunu görüyoruz. Türkiye ise 72 ülke arasında,  425 Puanla Fen Bilimlerinde 52., 420 puanla matematikte 49., 428 puanla okuma becerilerinde 50.sırada yer aldı.

Her PISA sınavında temel alanlardan biri ağırlıklı alan olarak belirlenmektedir, 2015’de ise ağırlıklı alan fen okuryazarlığı olarak belirlenmiştir. Öğrenciler 2015’te Matematik ve Okuma alanlarında önceki yıla göre daha az soruyla karşılaşmıştır. Bu sebepten dolayı bu yazımda ben Fen okuryazarlığı alanındaki sonuçları değerlendireceğim.

En son 2006 yılında Fen okuryazarlığı ağırlıklı alan olarak seçildiği için raporlardaki karşılaştırmalarda 2006 ve 2015 yılının sonuçları görülmektedir. Fen okuryazarlığı alanının tüm ülkeler genelinde sonuçları, 2006 yılı sonuçlarıyla karşılaştırıldığında  Kolombiya, İsrail, Macao(Çin), Portekiz, Katar ve Romanya hariç Türkiye ve diğer ülkelerin büyük çoğunluğunun sonuçlarında büyük bir değişiklik olmadığını görmekteyiz. Türkiye 2006 yılında da OECD ortalamasının altındaydı, 2015 yılında da altında kalmaya devam etmiştir.

yillara-gore-fen

2012 ve 2015 yıllarının sonuçlarını karşılaştırırsak Türkiye ortalamasının 463’ten 425’e düştüğünü görmekteyiz. OECD ortalaması ve tüm ülkeler ortalaması da düşmüş ancak bizdeki düşüş daha yüksek oranda olmuştur.

Türkiye’de sınava katılan öğrenci profilini incelersek büyük çoğunluğunun 9. sınıf (%20,9) ve 10. sınıf (%72,9)öğrencilerinden oluştuğunu görmekteyiz. Öğrencilerin okul türlerine göre dağılımında ise en yüksek orana sırasıyla Anadolu Lisesi(%38,1) ve Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi (%36,4) ve Anadolu İmam Hatip Lisesi (14,4) sahiptir.

 

okul-turleri-puan-ort

PISA 2015 fen okuryazarlığı alanında Türkiye sonuçlarının okul türlerine dağılımına baktığımızda fen liselerinin ortalama puanlar açısından 534 puanla ilk sırada yer aldığı, fen liselerini, 518 puanla sosyal bilimler lisesi ve 461 puanla Anadolu liselerinin takip ettiğini görmekteyiz. OECD ortalamasının 493, katılan tüm ülkelerin ortalamasının 465 puan olduğundan yola çıkarak sadece Fen lisesi ve Sosyal bilimler liselerinin diğer ülkelerle yarışacak gençler yetiştirdiğini düşünebiliriz. Bu okullarda okuyan öğrencilerin 3,5%’i oluşturması ve diğer öğrencilerin puan ortalamalarının çok daha alt seviyelerde kalması oldukça düşündürücüdür. Sınava giren öğrencilerin %14.4’ünü oluşturan Anadolu İmam Hatip Liselerinin 407 puan ortalamasına ve %36,4 ‘ünü oluşturan  Mesleki ve Teknik Anadolu Liselerinin  392 puan ortalamasına sahip olmasının ülke ortalamamıza oldukça olumsuz etki ettiği açıkça görülmektedir.

bolgelere-gore

Bölgelere göre sonuçlar incelendiğinde, Fen okuryazarlığı alanında Türkiye’de en yüksek ortalama puana sahip bölgenin 448 puan ile Batı Marmara bölgesi görülmektedir. Batı Marmara bölgesini sırasıyla Ege, Doğu Marmara, Batı Anadolu ve İstanbul takip etmektedir. En düşük ortalamaya sahip bölge ise 382 puan ile Ortadoğu Anadolu bölgesidir. Bölgeler arasındaki ciddi puan farkları (448-382 )Türkiye ortalamasını düşüren önemli faktörlerdendir. Her bölgede çeşitli sebeplerden dolayı eşit kalitede eğitim verilemediğini sonuçlar da açıkça teyit etmektedir. En başarılı bölge olan Batı Marmara bölgesinin ortalamasının da (448) tüm ülkelerin ortalamasının (465) oldukça altında kaldığı görülmektedir.

pisa-2016-fen

PISA’da kullanılan fen okuryazarlığı terimi ile öğrencilerin fen alanında bildiklerinin yanı sıra bunlarla ne yapabildiği ve bilimsel bilgiyi gerçek hayatta nasıl yaratıcı bir şekilde uygulayabildiği değerlendirilmektedir. Aşağıda bir soru örneğini görebilirsiniz. Daha fazla soruya https://www.oecd.org/pisa/test/ adresinden ulaşabilirsiniz.

pisa-2015-soru

PISA 2015 Fen Okuryazarlığı alanında 7 yeterlilik düzeyi belirlenmiştir. PISA 2015’te OECD ülkelerindeki 1. düzey ve altında bulunan ortalama öğrenci oranı ise %23,3,  tüm ülkelerde %31,4, Türkiye’de ise %44,4’tür.  Yine aynı şekilde 5. düzey ve üstünde (üst yeterlik düzeyi) bulunan öğrenci oranları tüm ülkeler için %5,3, OECD ülkeleri için %7,8 iken Türkiye için %0,3 olduğu görülmektedir. Özetle 2012 ve 2015 sonuçları karşılaştırıldığında, üst yeterlilik düzeyindeki öğrencilerimizin oranı azalırken, alt yeterlilikteki öğrencilerin oranı artmıştır. Bilim üretecek, yenilikleri hayata geçirecek, teknolojiyi geliştirecek olan gençlerin özellikle 5 ve üzeri yeterlilikte olduğunu düşünürsek, bu düzeydeki öğrencilerimizin sayısını artırmaya yönelik ciddi önlemler alınması Türkiye’nin geleceği adına çok önemlidir.

PISA araştırmasında,  öğrencilerin  kendileri hakkındaki görüşleri, öğrenme deneyimleri, okul ortamları ve aileleri ile ilgili veriler de toplanmaktadır.

Öğrencilerin okul öncesi eğitim alma durumları incelendiğinde, Türkiye’de PISA uygulamasına katılan öğrencilerin %46,3’ü okul öncesi eğitim almadığını belirtmiştir, bu oran OECD’de %4,5’tir. Türkiye’de 1-2 yıl arasında okul öncesi eğitim alan öğrenciler, almayan öğrencilerden 17 puan daha yüksek performans sergilemişlerdir. PISA uygulamasının yapıldığı tarih itibariyle son iki haftada dersi kırdığını (15%) ya da okulu astığını (17,2%) söyleyen öğrenci oranları  OECD ortalamalarından (6,6-5%) yüksektir.

Öğretmenlerin mesleki yetkinliklerini geliştirmek için mesleki gelişim çalışmalarına katılmaları kaçınılmazdır. Anket sonuçlarına göre ABD, Birleşik Arap Emirlikleri, Avustralya, Birleşik Krallık ve Yeni Zelanda ile Singapur’da öğretmenlerin en az dörtte üçünün, PISA uygulamasının yapıldığı tarih itibariyle son üç ayda en az bir defa herhangi bir mesleki gelişim programına katıldığı belirlenmiştir. OECD ülkelerinde her iki öğretmenden en az biri; Türkiye, Norveç, Gürcistan ve Makedonya’da ise öğretmenlerin dörtte birinden daha azı son üç ayda bir mesleki bir gelişim programına katılmıştır.

Sonuç ve Öneriler

20.Yüzyılın eğitim anlayışı ile öğrencilerin teorileri ve bilimsel gerçekleri bilmesi, eğitim hayatında fen bilimleri alanında devam etmesi için yeterliydi. Ancak 21. yüzyılda modern ekonomiler bireyleri sadece neyi bildikleriyle değil bildikleriyle neler yapabildikleri ile değerlendirmektedir. Bu açıdan bakıldığında bu alanda çalışacak gençlerin bilgiyi yeniden üretmeyi öğrenmesi ve bilgiyi öğrendiği noktadan farklı ortamlarda kullanabilmesi önem kazanmaktadır. Öncelikle MEB’in öğretim programlarını ve merkezi sınavlarını bu bakış açısıyla yenilemesi gerekir.  Ayrıca okul türleri ve bölgelere göre çıkan PISA sonuçları detaylıca incelenmeli, okul türüne yada bölgeye özel bazı iyileştirmeler hayata geçirilmelidir.

4.Endüstri devrimi yaklaşırken gelecekte var olabilmenin yolunun bilim ve mühendislikten geçtiğini unutmamalı, gençlerimizin fen bilimlerine daha çok yönelmesini sağlamalıyız. Fen bilimlerini anlamanın ve bilmenin sadece bilim adamı veya mühendis olmak için gerekmediğini hatırlamalı, bilimle ilgili bir alanda çalışmayacak olsalar bile, onları bilimle daha çok buluşturarak bir bilim adamı gibi düşünmelerini sağlamalıyız.

PISA sınavlarında yüksek sonuçlar çıkaran ülkelerde öğretmen yetkinliklerinin oldukça yüksek olduğunu görüyoruz. Bu açıdan öğretmen yetiştirme, atama ve hizmet içi eğitim çalışmalarının tekrardan gözden geçirilmesi ve düzenlenmesi gerekmektedir.

Okul öncesi eğitimin yaygınlaştırılmasına ve okula devam oranlarının artırılmasına yönelik çalışmalara da ihtiyaç olduğu görülmektedir.

Pek çok ülkenin nüfusundan fazla olan okul çağındaki 20 milyon öğrencimizi bu perspektifte yetiştirdiğimizde gelecekte üreten, rekabet edebilen ve daha güçlü bir Türkiye olmak ümidiyle.

 

KAYNAKLAR:

http://pisa.meb.gov.tr/wp-content/uploads/2016/12/PISA2015_Ulusal_Rapor1.pdf

https://www.oecd.org/pisa/pisa-2015-results-in-focus.pdf

http://yesimkirman.com/2016/10/07/stem-nedir-turkiye-icin-gerekli-midir

https://www.oecd.org/pisa/test/

 

 

Bir Cevap Yazın